Özet
XVII. yüzyıl, tasavvuf düşüncesinde bir yandan önceki asırlardan devralınan birikimin sürekliliğini koruduğu, diğer yandan ise yeni yorum ve yönelimlerin belirginleştiği bir dönemdir. Bu dönemde Osmanlı hâkimiyetindeki Hicaz, hac ve ziyaret işlevinin ötesine geçerek farklı coğrafyalardan gelen âlim ve sûfîlerin buluştuğu bir entelektüel merkez olarak öne çıkmıştır. Halvetî, Kâdirî ve Nakşibendîler başta olmak üzere çeşitli tarikatların bölgede etkin olması, Hicaz’ı hem tasavvufî pratiklerin yoğunlaştığı hem de İbnü’l-Arabî (öl. 638/1240) geleneği çerçevesinde vahdet-i vücûd gibi metafizik meselelerin tartışıldığı bir zemin hâline getirmiştir. Bu bağlamda İbrâhim el-Kûrânî (öl. 1101/1690), Muhammed el-Berzencî (öl. 1103/1691) ve Hasan el-Uceymî (öl. 1113/1702) gibi isimler, İmâm-ı Rabbânî’nin eleştirilerine karşı vahdet-i vücûdu savunan reddiyeleriyle dönemin tartışmalarında belirleyici bir konum edinmişlerdir. Ömrünü başından sonuna kadar Mekke’de geçiren İbn Allân (öl. 1057/1647) el-İkdü’l-ferîd fî hakîkati’t-tevhîd isimli risalesinde vahdet-i şuhûdu Gazzâlî (öl. 505/1111) ve Şâzelîlik, vahdet-i vücûdu ise Seyyid Şerîf el-Cürcânî (öl. 816/1413) üzerinden ele alarak vahdet-i vücûd ile vahdet-i şuhûd mukayesesini İmâm-ı Rabbânî (öl. 1034/1624) merkezli tartışma hattının dışına taşımış ve “eşyanın hakikatlerinin sabitliği” şeklindeki kelâmî ilkeyi vahdet-i vücûd savunusunun merkezine yerleştirmiştir. XVII. yüzyıl Hicaz entelektüel ortamında vahdet-i vücûd tartışmaları bağlamında bugüne kadar ihmal edilmiş bir isim olan İbn Allân’ı (öl. 1057/1647) ve onun el-İkdü’l-ferîd fî hakîkati’t-tevhîd adlı risalesini konu edinen makale, mevcut literatürde el-Kûrânî, el-Berzencî ve el-Uceymî gibi isimler etrafında şekillenen tartışma halkasında yer almayan İbn Allân’ı bu çerçeveye dâhil etmeyi, onun özgün yaklaşımını belirginleştirmeyi ve böylece XVII. yüzyıl Hicaz tasavvuf düşüncesinin eksik bir halkasını tamamlamayı amaçlamaktadır. Makalenin ekinde İbn Allân’ın el-İkdü’l-ferîf fî hakîkati’t-tevhîd isimli risalesinin edisyon kritikli metni sunulmuştur.